Bir hafta öncesinde
kaleme aldığım yazım...
En çok kendimi erteledim...
Günlerden Perşembe.
Bir hafta öncesine kadar
bahar alerjisini tetikleyecek bir hava varken bugün karlı bir Ankara’ya
uyandık. Kar tanesinin bende uyandırdığı mutluluk, bir sevgilinin avuç içlerini
öpmesine eşdeğer olabilir. Sevgili demişken, özlemine sarıldığım eski sevgilimin
bir yerlerde kar heyecanına bürünmüş olabileceğine ihtimal veriyorum bir anda. İkimizde
çok severiz beyaz taneleri. Önceleri birlikte severdik, sevinirdik. Şimdi o
orda sevinir, ben burada sevinirim.
Kucağımda, yaz tatillerimin
özeti olan mağazada bütün uzuvlarımla çalıştığım zamanların yadigarı
bilgisayarımla bir şeyler yazmaya çalışıyorum ama kafamdaki sesler çok
konuşuyor, hangisini yazsam? Bu aralar böyle işte. Bir sürü klasör var ve her
klasörde farklı ses dosyaları. Tüm klasörlerin toplamı benliğim. Kırılan, üzülen, büyüyen, öfkelenen, korkan, utanan, vazgeçen, ısrar eden, susan, çığlık atan, sesini duyuramayan her bir parçam. Şimdi vakit sizleri dinleme vakti. Şimdi al eline kalemi ve konuş.
Bu bloğu tüm klasörlerimi
teker teker dinlemek için kullanacağım. Bir terapistin günlüğü kıvamında değil
ama.
Merhaba benliğim, ideal
olanım ve ona yaklaşamayan yanım.
Yorumlar
Yorum Gönder