Korktum uzaklardan ve o yüzden her şeye yakınlaştım.
Yakınlaştıkça uzaklaştım ama
Uzaklar mı yakındı, yakınlar yakınlaştıkça mı uzaklaştı, bilemedim.

Daha çok korktum
Ya yakın olana tutuldum, uzaktakini unuttum.
Ya da uzak olana koşarken yakınlara teğet

Böyle gittim geldim sürekli.

İstediğim yanımdakine sarılmaktı doyasıya. Ağaca, güneşe, rüzgara, kendime…
Birlikte ilerlemekti uzaklara. Ağaca sarıldım, rüzgar da yakındı, güneş de ama kendim değildim. Uzaktım kendime. Yakındaki de tanıdık değildi işte.

Sonra yakındakine yabancılaştım. Kendime yabancılaştım. Kendime dair her şeye yabancılaştım. Sevdiğim yemekler tat vermedi. İçtiğim su bi’ tuhaf. Zihnim boş.
Aynadaki ben değil sanki.

Aileme yabancılaştım, çok tanıdık değildik gerçi. İçim bir başkayken görmek istediklerini gördüler. İçimi gösteremedim. Belki de bana ait olanı en acı saklayışımdı.

Mesleğim… En çok ona yabancılaştım. Yaptıklarıma yabancılaştım. Yaptıklarımla değerlerime yabancılaştım. Şöyle bi’ durdum, baktım kendime. Ne kaldı senden?

Uzak olana sevdalandım. Hayaldi orası. Kocaman sahiller, yeşillikler, dingin denizler vardı. Bana ait bir evde, bana ait bir odada içimi dinlerken genişliyordu göğsüm.

Sordum defalarca,
Kendini onca koşulla sevmeye çalışmaktan yorulmadın mı?

En büyük adımım, özüme sevgimi esirgememeye yaklaşmakmış oysaki.
Öylece uzaklar yakın, yakındakilere değermiş.
Kabul etmekmiş. Elini omzuna koyup “Bu da geçti” demekmiş.

Öyle pek de kolay değilmiş…

Yorumlar

Popüler Yayınlar